Sevgi çoğu kez her insanın içinde hareketsiz yatar ve tüm güzellikleriyle çiçek açmak üzere,esrarlı birini bekler.Bazı kişiler bunu ömürlerinin sonuna kadar bekler.
Kimse bir yaşamı ikinci kez yaşayamaz!Rizikoyu göze aldığımızda belki reddedileceğiz ama aynı zamanda arkadaşlıklar ve hatta sevgililer kazanabileceğimizi anımsamalıyız.
Bir gün insanlar, sonbaharda ağaçlardan dökülen yaprakların üzerine bastığında çıkan seslerin sevinciyle, yürürken siz yerin altında olacaksınız,farkedilmeyeceksiniz.
Farkedilin artık henüz yaşayansınız!
Acısı çok ama kayıbı olmayan bir yolculuk bu.Yaşayabileceğiniz en ağır acı,en güzel tecrübenizi getirecek size.Hıçkıra hıçkıra,sarsılarak ağladığınız gün ve geceler,en güzel anılarınız olacak......
Kavuşamamak ne kadar acıtıyorsa,kavuşmak daha beter acıtıyor.İnsanı uzağındayken yakan,kavuran ateşi bir ömür boyu yanıbaşında taşıması,incitmeden,kırmadan,üzmeden acıların,çilelerin en büyüğü aslında.
Kolayın tuzağına düşmek,bir anlık öfkeye kurban etmek mutluluk saçan,hayat veren ormanı yakıp küle,ölüm karanlığına,sessizliğe,öfkeli günlere çevirmek günümüz gençlerinin felaketi....Oysa en büyük aşkı onlar yaşayacak tüm sevenlerin gıpta edeceği örnek çift olacaklardı....
Her yangın yeri ve daha güçlü bir ormanın başlangıcınada gebedir.Cesaretin,inancın varsa tabi.....Tanıdık o topraktaki yanık kokusunun hüznü ve eski köklerde filizlenen yeni dallar....uyum bu olsa gerek.Hayat ne yazıkki bu.Sevinçler ve hüzün içiçe geçmiş bizi bekler.En büyük sevincimiz,hüznümüz,en büyük derdimizse sevincimiz oluyor...Ne ilginç değilmi?
"Ağlarken ve gülerken yüzümüzdeki çizgiler ve hareketler aynıdır.Daha garibi ise gülme son sınırına varınca gözyaşlarıyla karışır." Mountaigne
|